Pandemi çocukların üzerinde kalıcı izler bırakacak mı?

Virüs, hastalık, karantina, can kayıpları, işsizlik, küresel ekonomik kriz, farklılaşmış eğitim sistemi, sosyal etkileşim azlığı, stres yüklü ailevi ilişkiler, online bağımlılıklar…

Yaklaşık 100 yıldır toplum bilimciler, ruh sağlığı çalışanları ve sosyal hizmet uzmanları çocukların doğal afetler, salgın hastalıklar ve savaş gibi yaşamı altüst eden felaketler karşısındaki tepkilerini, aldıkları ruhsal ve zihinsel hasarları bu çocukların ileriki yıllarda karşılaştıkları güçlükleri araştırmaktadır.

Ebeveynler çocuklarına ne kadar kol kanat gererse gersin salgın hastalıkların tamamı tarih boyunca hem bireysel yaşamda hem de toplumsal düzende büyük sıkıntılara sebebiyet vermiştir.

Çocukların büyük stres yaratan olumsuzluklara karşı geliştirdikleri mekanizmalar üzerinde çalışan gelişim psikologu Emmy Werner, Through The Eyes Of Innocents; Masumların Gözünden adlı kitabında 2. Dünya Savaşı esnasında henüz çocuk olan 12 farklı ülkeden 200 bireyin mektuplarını, günlüklerini, anlattıkları öyküleri derleyerek 50- 60 yaş aralığındaki bireylerle görüşmelerde bulundu.

Onu bu çalışmaya iten esas sebep ise ailesindeki tüm yetişkin erkekler savaş alanında veya esir kamplarında can verdiğinde ağlamak ve kurtarıcı beklemek yerine kuzenleriyle birlikte bombalanan evlerin kalıntılarında barınmaya çalışıp pancar, patates ve şalgam tarlalarında yiyecek arayarak hayatta kalmak için sergilediği mücadele oldu.

Kitabına aktardığı bulgulara göre üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen savaş dönemini en gerçek ve acımasız haliyle deneyimleyen bireylerin %18’inin yüksek seslere karşı tepki geliştirdiklerini, uyku bozuklukları yaşadıklarını, kabuslar gördüklerini, korku ve dehşete kapıldıklarını gözlemledi. Alçaktan uçan uçaklar, siren sesleri, makineli tüfeklerin ateşi gibi tetikleyiciler ise bireylerin anılarını adeta tekrar yaşamasına sebebiyet verdiğini yazdı. Bu grubun dikkat çeken özelliği çocukken doğrudan bombalama altında kalmış ya da çatışma alanlarına şahitlik etmiş olmalarıydı.

Peki ya diğerleri; işte geriye kalan grup zannedilenin aksine hayatı, hayatta kalmayı şükranla karşılayıp, yollarına devam eden, kötü anılar yaşamış ancak bunları geride bırakarak yaşama sıkı sıkıya tutunmuş sağlıklı bireylerdi.

Emmy Werner’in bu çalışmasına göre savaşlar, salgınlar, ekonomik çöküntüler gibi olağanüstü zamanlar yaşayan çocukların birer yetişkin olduklarında ruhsal sağlıklarının belirleyici kriteri yaşadıkları travmanın dozu ve süresiydi.


Ebeveynler neler yapabilir?

Covid 19 sebebiyle her ne kadar tüm çocuklar hayatlarında dramatik değişimlere maruz kalıp sosyal yaşamları, eğitim dünyaları bambaşka bir hal aldıysa da sevdiklerini kaybeden ya da ailesinde bu hastalığı deneyimleyen çocuklar psikolojik anlamda en büyük risk grubunu oluşturmaktadır.

  1. Çocukların medyadaki bilgi kirliliğinden uzak tutmak ilk adımınız olmalıdır. Siz araştırıp, öğrenmeli ve çocuklarınızın sordukları sorulara bu bilgileri akıl süzgecinizden geçirerek yanıt vermelisiniz. Yani özellikle küçük yaş grubunda çocukların ilk ve tek haber kaynağı siz olmalısınız.

  2. 4-6 yaş aralığındaki çocuklar hayatlarının neden böylesine değiştiği konusuna dair yönetilebilir gerçeklerle mücadele edebilir. Onlara maske takma sebeplerini sıralayabilirsiniz ancak somut olmayan virüs, mikrop gibi kavramları zihinlerinde canlandıramayacakları için bunları canavarlaştırarak çocukları korkutmak yerine yaşadıkları benzeri rahatsızlıklardan (nezle, grip, karın ağrısı, ateş vb.) örneklerle anlamlandırmalarına yardımcı olabilirsiniz.

  3. Gençler bilgi edinme noktasında çoğunlukla sizden bağımsızdırlar. Ancak endişe düzeyleri artan, depresif duygu durumuna sürüklenen ve çaresizlik duygularıyla izolasyonu yaşayan ergenlere karşı anlayışlı ve sabırlı olmak gerekir. Olayları nesnel bir şekilde yorumlamaya çalışmak, yapıcı ve eylem odaklı kalmak ebeveynlerin ergenler ile olan ilişiklerindeki temel ilkeler olmalıdır.


#korona #koronavirüs #corona #covid #covid19 #pandemi #korku #kaygı #bulaşma #risk #hastalık #fobi #salgın #ergen #genç #çocuk #ebeveyn #aile #annebaba #emmywerner #masumlarıngözünden

Bu blogda size aktarılan bilgilerin ya da yorumların sadece birer öneri niteliğinde olduğunu ve bunların terapi ya da tıbbi tedavi niteliği taşımadığını, burada bir ruh sağlığı hizmeti verilmediğini, yer alan önerilerin uygulanmasının ya da uygulanmamasının getirebileceği olumsuzluklardan dolayı sorumluluk almadığımızı ve bu hususta hiçbir yasal hakkınızın bulunmadığını bildiririz. Blogda yayınlanan testlerse tamamen farkındalık yaratmak amaçlıdır, hiçbir şekilde tanı koymak için kullanılamaz. Lütfen blog ve sosyal medya hesaplarımızdaki etik değerlere vurgu yapan davranış kurallarını okuyunuz.