Yoksa eşiniz sizi duymuyor, dinlemiyor mu?

Kadınların sıklıkla yakındıkları konuların başında eşlerinin onları dinlemediği ya da dinliyormuş gibi görünseler de tepki vermemeleri geliyor...

Bu sebeple ilişkilerinde sıkıntıya giren, iletişim sorunlarını aşamadıkları için boşanmanın eşiğine gelen çiftlerin sayısı her geçen gün artıyor.

Birbirleriyle artık oturup sohbet bile edemediklerinden, anlaşamadıklarından, hemen hiçbir konuda uzlaşma sağlayamadıklarından dem vuran, beraberliklerinin ilk yıllarında yaşadıkları yakınlığı hissedememekten şikayet eden çiftlerin daha tatminkar bir ilişkiye adım atmaları için karşılıklı olarak iletişim becerilerini geliştirmeleri gerekir. Bunu nasıl yapacağınız, nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız, işte size işe yarayacak bir uygulama...

“Uzmanlar eşlerin iletişimlerinde sen dili yerine ben dilini kullanmalarının evlilik yaşamlarında karşılaştıkları problemlerin çözümünü kolaylaştırdığını ve evlilik ilişkilerindeki mutluluk düzeyini arttırdığını ortaya koymuşlardır.”

Uygulamanın adı: Aktif dinleme

Hedef: İletişim becerilerini geliştirme

Süre: 10 dakika

Öncelikle dikkatinizi dağıtacak unsurların olmadığı sakin ve sessiz bir ortam seçin. Eşinizi de bir fincan kahve eşliğinde davet edin. Aşağıdaki adımları izleyerek sohbete başlayın.

Adım 1: Tekrar edin.

Eşiniz bir düşüncesini ifade etmeyi bitirdiğinde, onu dinlediğinizi göstermek ve fikrini iyi anladığınızdan emin göstermek için onun söylediklerini başka kelimelerle dile getirin. Örneğin;

"Söylediğini duyduğum şey ........."

"Bana ……… demek istiyorsun gibi geliyor."

"Seni doğru anlıyorsam ……… diyorsun."

Adım 2: Soru sorun.

Eşinizi düşüncelerini ve duygularını detaylandırmaya teşvik edecek sorular sorun. Onun anlatmak istediğinden çıkarımlar yapmak yerine sorular sorarak hem onun zihnini berraklaştırın hem de fikirlerini netleştirin. Örneğin;

“………. dediğinde, ………. mi demek istiyorsun?”

Adım 3: Empati kurun.

Eşiniz olumsuz duygularını dile getiriyorsa hemen savunmaya geçmeyin. Sakin kalın. Onun yerinde olsaydınız siz neler hissederdiniz, nasıl bir tavır alırdınız, bir düşünün ve bunu dile getirin. Örneğin;

"Öfkeli olduğunu anlıyorum."

“Bu durumun sende yarattığı hayal kırıklığını görebiliyorum.”

Adım 4: Vücut dilini doğru kullanın.

Eşinize dönük ve kollarınız açık ve serbest olarak oturun. Göz teması kurun. Zaman zaman başınızı onaylama anlamında sallayarak onu dinlediğinizin sinyallerini verin. Telefonunuzu kurcalamayın. Yüz ifadeleriniz de kontrollü olsun.

Adım 5: Yargılamaktan kaçının.

Amacınız, eşinizin olaylara bakış açısını anlamak ve ona katılmasanız bile onu ve düşüncelerini öğrenmektir.

Karşı argümanlarla araya girmemeye veya o konuşurken karşı bir sav ortaya atmak için çabalamayın.

Adım 6: Tavsiyede bulunmayın.

Sorun çözme aşaması daha sonra gelecektir. Önceliğiniz eşinizi dinlemek ve onun bakış açısını öğrenmek olmalıdır. Size sorulmadıkça önerilerde bulunmayın.

Adım 7: Sırayı siz alın.

Eşiniz, sizin aktif dinlemeniz eşliğinde konuşmasını tamamladıktan sonra ona fikrinizi öğrenmek isteyip istemediğini sorun. Düşüncelerinizi aktarırken “ben dilini” kullanın. Örneğin;

“Sen ……… yaptığında ben ………. hissediyorum.”


Aktif dinleme ile eşinizin bakış açısını daha iyi anlamanız kolaylaşır. Eşiniz ona önem verdiğinizi hisseder. Daha az tehdit altında olduğunu düşüneceği için iletişimi daha samimi ve açık olacaktır. Bu sayede sohbetin gerilim dozu da hafifler. İletişiminiz sağlam ve daha tatminkar bir hal alır. Üstelik bu tekniği sadece eşinizle değil diyalog halinde olduğunuz tüm çevrenizle kullanabilir ve olumlu geri dönüşlerle yüklü bir etkileşim yaratabilirsiniz.


#iletişim #eşler iftler #evlilik #eşlerarasıiletişim #mutluluk #evli #boşanma #evliolmak #iletişimsorunları #iletişimsizlik #çocuk #ergen #genç #çocuk #ebeveyn #aile #annebaba

Bu blogda size aktarılan bilgilerin ya da yorumların sadece birer öneri niteliğinde olduğunu ve bunların terapi ya da tıbbi tedavi niteliği taşımadığını, burada bir ruh sağlığı hizmeti verilmediğini, yer alan önerilerin uygulanmasının ya da uygulanmamasının getirebileceği olumsuzluklardan dolayı sorumluluk almadığımızı ve bu hususta hiçbir yasal hakkınızın bulunmadığını bildiririz. Blogda yayınlanan testlerse tamamen farkındalık yaratmak amaçlıdır, hiçbir şekilde tanı koymak için kullanılamaz. Lütfen blog ve sosyal medya hesaplarımızdaki etik değerlere vurgu yapan davranış kurallarını okuyunuz.